…………………………………..
Kurban Bayramı…
Asırlardır halkımızın gönlünde yaşayan mukaddes bir bayram…
Yüce Yaradan’ın biz kullarına bahşettiği fedakârlık, teslimiyet, merhamet ve kardeşlik duygularının en derinden hissedildiği güzel ve kutsal zamanlar…
Kurban Bayramı…
Allah’a yakınlaşmanın, O’nun rızasını kazanma gayretinin manevi bir ifadesidir. Hz. İbrahim’in, Allah’ın emrine uyduğu sonsuz teslimiyetle oğlu İsmail’i dahi feda etmeye gönül gösterecek kadar büyük bir imtihandan geçmesinin sembolüdür. Aynı zamanda bu mübarek günler; yardımlaşmanın, paylaşmanın, dayanışmanın ve kardeşliğin yeniden hayat bulduğu özel günlerdir.
İnsan, yaratılışı gereği bazen nefsinin dünyevi arzularına kapılabilen bir varlık haline gelir. Hayatın telaşı içerisinde kırabilir, kırılabilir, uzaklaşabilir ve hatalar bile yapabilir. Ancak Ramazan ve Kurban Bayramı gibi mübarek günler, insanın yeniden özüne dönmesine vesile olur. Kalpler yumuşar, vicdanlar konuşur, kırgınlıkların yerini merhamet ve kardeşlik alır.
Bayram sabahı ile birlikte yalnızca evlerin kapıları değil, gönüllerin kapıları da ardına kadar açılır. Aile büyükleri ziyaret edilir, eller öpülür, alınan bir hayır duası insanın yüreğine huzur olur. Çocukların gözlerindeki mutluluk, yeni kıyafetlerin heyecanı ve verilen harçlıkların mutluluğu ise bayramın en masum tebessümüdür. Belki de yıl boyunca birbirine sırt çeviren, konuşmayan insanlar, bir bayram selamıyla yeniden kardeş olur. Çünkü bayram; “Kin tutmanın değil, affetmenin, hatırlamanın ve sarılmanın adıdır”.
Tüm bunlardan anlaşılacağı üzere Kurban Bayramı; yalnızca bir ibadet değil, aynı zamanda insanı insan yapan değerleri yeniden hatırlatan, gönülleri birleştiren ve toplumsal bağları güçlendiren en kıymetli manevi miraslarımızdan biridir. Ancak Kurban Bayramı’nın taşıdığı bu manevi huzur ve kardeşlik iklimi, zaman zaman hoş olmayan görüntülerle gölgelenebilmektedir. Oysa bu mübarek günler; merhametin, saygının ve sorumluluğun en güzel şekilde yaşanması gereken zamanlardır.
Kurban ibadetinin her aşamasında hem dini hassasiyetlere hem de insanlık değerlerine uygun davranılması büyük önem taşır. Kesimden dağıtıma kadar geçen tüm süreçlerde hijyen kurallarına titizlikle uyulmalı ve çevre temizliği konusunda gerekli hassasiyet gösterilmelidir.
Bayram sevincinin kötü görüntüler ve çevre kirliliğiyle gölgelenmesine izin verilmemelidir.
Atıklar gelişi güzel çevreye bırakılmamalı; temiz su kaynaklarına, kanalizasyonlara ve yaşam alanlarına zarar verecek şekilde bertaraf edilmemelidir. Ayrıca bu atıkların sokak hayvanları tarafından çevreye taşınmasının önüne geçilmesi de gerekir. Çünkü,
“Çevreye duyulan saygı da, canlılara gösterilen merhamet de bayramın ruhunun ayrılmaz bir parçasıdır”.
Bayramınızı Kutlar, Esenlikler Dilerim…
Yazar: AHMET EMRAH ERCAN