Genel Köşe Yazıları

SIRA GECELERİ: ADI KALDI, RUHU KAYBOLDU

…………………………..

SIRA GECELERİ: ADI KALDI, RUHU KAYBOLDU

Sıra Gecesi kavramı, güzel Şanlıurfa’nın ülkemize sunduğu en kıymetli hediyelerden biridir. Bölgemiz insanının dostluğunu, içtenliğini, paylaşım ruhunu ve geleneklerini yansıtan bu eşsiz kültür, geçmişten günümüze uzanan önemli bir miras olarak varlığını devam ettirmektedir.

İlimize özgü köklü bir gelenek olan Sıra Geceleri; başta Kazancı Bedih, Abdullah Balak, Seyfettin Sucu, Halil Kendirli, Tenekeci Mahmut ve Mukim Tahir gibi kıymetli sanatçılarımızın emekleri ve eşsiz yorumlarıyla gelişip zenginleşmiştir. Bu kadim kültür, İbrahim Tatlıses başta olmak üzere birçok yerel sanatçımızın katkılarıyla zamanla ülkemizin dört bir yanında tanınmış, Urfa’nın sesi ve ruhu olarak dünyanın farklı coğrafyalarına kadar ulaşmayı başarmıştır.

Eski zamanlarda dost meclislerinde bir araya gelen insanların ses, saz ve söz eşliğinde sohbet ettiği bu geceler; sadece bir eğlence ortamı değil, aynı zamanda kültürün, edebin, kardeşliğin ve dayanışmanın yaşatıldığı birer okul niteliği taşımıştır. Türkülerle duyguların dile geldiği, sohbetlerle bilgi ve tecrübelerin paylaşıldığı Sıra Geceleri, nesilden nesile aktarılarak bugünlere ulaşmıştır.

Çok yakın bir zamana kadar ilimizin kültürel kimliğinin en güçlü simgelerinden biri olan Sıra Geceleri, geçmişin izlerini geleceğe taşıyan, gönülleri buluşturan ve insanları kardeşlik ikliminde bir araya getiren eşsiz bir kültür köprüsü olma vasfından uzaklaşmıştır. Oysa sıra geceleri, sadece türkülerin söylendiği, çiğ köftelerin yoğrulduğu toplantılar değildi. Urfalı’nın gelenek ve göreneklerini, kültürünü, yardımlaşma ruhunu, adâb-ı muâşeret kurallarını, büyüğe saygıyı, küçüğe sevgiyi öğreten; yeri geldiğinde konuşmayı, yeri geldiğinde susup dinlemeyi bilen nesiller yetiştiren bir halk mektebiydi. Bu meclislerde sadece ses ve saz yükselmezdi. Edep, hürmet ve kardeşlik de nesilden nesile aktarılırdı. Gençler büyüklerinin dizinin dibinde hayatı öğrenir, tecrübelerden istifade eder, şehrin kadim kültürünü geleceğe taşırdı. Ancak zaman içerisinde bu derin anlamın ve manevi iklimin zayıflamasıyla birlikte sıra geceleri, maalesef asli kimliğinden uzaklaşmış; kültürü yaşatan bir halk mektebi olma özelliğini büyük ölçüde yitirmiştir.

Balıklıgöl Platosu, Yıldız Meydanı, Haşimiye ve Köprübaşı başta olmak üzere, yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgi gösterdiği bölgelerimizde ve ilçelerimizin büyük bölümünde, “Sıra Gecesi” adı altında ticari kaygıların ön plana çıktığı çeşitli eğlence programları düzenlenmektedir. Ancak bu programların önemli bir kısmı asırlardır yaşatılan gerçek Sıra Gecesi kültürünü yansıtmaktan uzaktır.

Elbette eğlence amaçlı ve ticari nitelikli organizasyonlar yapılabilir. Buna kimsenin itirazı olamaz. Ancak söylenen eserlerin içeriği, sergilenen gösteriş odaklı davranışlar ve kültürümüzün özünden uzak sunumlar, yapılan etkinliklerin bir Sıra Gecesi değil, yalnızca bir eğlence programı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Geçmişten günümüze dostluğun, kardeşliğin, edebin ve kültürel paylaşımın sembolü olan Sıra Geceleri’nin bugün yalnızca ticari bir eğlence anlayışıyla anılması, Şanlıurfa’nın kadim kültürüne yapılabilecek en büyük haksızlıklardan biridir. Çünkü bir kültür, sadece adı yaşatılarak korunamaz; onu ayakta tutan ruhun, değerlerin ve maneviyatın da yaşatılması gerekir. Bugün hepimize düşen görev, Sıra Gecelerini ticari kaygıların gölgesinden çıkarıp yeniden özüne döndürmek, bu eşsiz mirası doğru şekilde koruyarak gelecek nesillere aktarmaktır. Aksi halde, bir zamanlar dostluğun, kardeşliğin ve edebin mektebi olan Sıra Geceleri, hafızalarda yalnızca adı kalan, ruhu kaybolmuş bir kültürel hatıraya dönüşecektir.
YAZAR AHMET EMRAH ERCAN

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL