Genel

ÖVGÜYLE YÜKSELENLER, GERÇEKLERLE YIKILIR

Aradan yüzyıllar geçmesine rağmen bazı algı ve yaklaşımlar özünü koruyarak yalnızca biçim değiştirip toplumda varlığını sürdürmektedir. Bunlardan biri de övme ve övünmedir. Kişinin sahip olduğu yetenek, bilgi, donanım ve özverili..

ÖVGÜYLE YÜKSELENLER, GERÇEKLERLE YIKILIR

Aradan yüzyıllar geçmesine rağmen bazı algı ve yaklaşımlar özünü koruyarak yalnızca biçim değiştirip toplumda varlığını sürdürmektedir. Bunlardan biri de övme ve övünmedir. Kişinin sahip olduğu yetenek, bilgi, donanım ve özverili çalışmaları elbette takdiri hak eden, değerli unsurlardır. İnsan, emeğinin görülmesi ve gönlünün hoş tutulması karşısında doğal olarak mutlu olur. Nitekim nefis de övülmeyi ve övünmeyi arzular. Ancak bu durum, yerinde ve ölçülü olduğu sürece kabul edilebilir. Aşırıya kaçıldığında ise övme ve övünme, kişiyi gerçeklikten uzaklaştıran ve birçok olumsuzluğa kapı aralayan bir hâl alır. Zira değer ağırdır; onu taşıyabilecek olgunlukta olanlara verilmelidir.

İlimiz, halk arasında “peygamberler şehri” olarak anılmaktadır. Bunun sebebi, birçok peygamberin bu topraklarda yaşamış olmasıdır. İslam inancına göre Hz. İbrahim, Eyyub, Elyesa ve Şuayb peygamberler başta olmak üzere pek çok peygamberin burada bulunduğu ifade edilir. Bu peygamberlerin önemli bir kısmı, toplumların sapkınlığa sürüklendiği, yöneticilerin zulümde sınır tanımadığı dönemlerde gönderilmiştir. O dönemlerde insanların yöneticilere kayıtsız şartsız bağlılık göstermesi, onları gereksiz yere yüceltmesi ve adeta kutsallaştırması, yöntem olarak farklı görünse de sonuç itibarıyla günümüzle benzerlik göstermektedir.

Bugün de bazı çıkar çevreleri tarafından abartılı biçimde övülen idareciler, adeta at gözlüğü takmış gibi gerçekleri göremez hâle gelmiştir. Oysa çözüm bekleyen onlarca sorun ortadayken; yazılı ve görsel medyada ya da çeşitli ortamlarda dile getirilen bitmek bilmeyen övgüler, bu sorunların üzerini örtmekten başka bir işe yaramamaktadır. Aksine, görmezden gelinen her mesele zamanla büyüyerek daha karmaşık ve içinden çıkılmaz bir hâl almıştır.

Şehir için önemli olduğu düşünülen kişilerin göstermelik ziyaretleri, bazı kalemlerin yalnızca yaranma amacıyla kaleme aldığı abartılı yazılar ve tanışma bahanesiyle düzenlenen toplantılar; üretkenlikten uzak, yüzeysel bir görüntü ortaya koymaktadır. Buna ek olarak, en küçük bir eleştiri karşısında sahte hesaplar üzerinden yapılan saldırılar ve eleştiri sahiplerine yöneltilen baskılar, sağlıklı bir yönetim anlayışının önündeki en büyük engellerden biri hâline gelmiştir.

Eskiden kalma bir alışkanlık olan ve çoğu zaman gereksiz yere sergilenen övücü davranışlar, ilimizde menfaatini önceleyenlerin elinde güçlü bir araca dönüşmüş durumdadır. Öyle ki, sürekli övgüyle beslenen bazı kişiler zamanla bu durumun etkisiyle ölçüyü kaybetmekte ve kendilerini sorgulanamaz görmektedir. Övgü sayesinde makam ve imkân elde edenlerin sayısı da azımsanmayacak kadar fazladır. Dün ölçüsüz eleştirilerle öne çıkmaya çalışan bazı kişilerin bugün çıkarları doğrultusunda aşırı övgüye yönelmesi ise bu çelişkinin en açık göstergelerindendir. Bu tutarsızlık, ilkesizlikten beslenen bir anlayışın ürünü olarak karşımıza çıkmaktadır.

Nitekim ilimizde de görüldüğü üzere, “Samimiyetsiz ve Ölçüsüz Övgüler Kalıcı Başarılar Getirmemekte”dir. Aksine, eksiklerin ve hataların fark edilmesini engelleyerek sorunların büyümesine zemin hazırlamaktadır. Zamanla kronik bir hastalığa dönüşen bu anlayış, günü kurtaran ancak geleceği zayıflatan bir yanılsamadan ibarettir. “Egosunu Besleyip, Harakterini Aç Bırakan” kişilerin övülmesi, uzun vadede hem kurumlara hem de topluma ciddi zararlar vermektedir.

Bugün hoş gelen sözlerin yarın ağır bedellere dönüşeceği; görmezden gelinen her eksikliğin ileride daha büyük sorunlar olarak karşımıza çıkacağı açıktır. Bu döngünün bir an önce kırılması dileğiyle…
Hoşça kalın.
Yazar Ahmet Emrah ERCAN

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL